Document Generator Portlet
Araştırma Ve Uygulama

İstanbul'un Sorunları Ve Çözüm Önerileri

         1. Yönetim Sorunu


İstanbul'un bugünkü yönetim şekli yıllar öncesinin şartlarına göre oluşturulmuştur. Bugünün şartları ise artık çok değişmiştir; şehrin nüfusu değişmiş, yapısı değişmiş ve hepsinden önemlisi şehirde yaşayan insanların beklentileri değişmiştir.

Bugün İstanbul nüfusu 10 milyonu aşmıştır. Bu nüfus hacmi ile şehir 100'den fazla devleti geride bırakmış durumdadır. Bu büyüklükteki bir şehrin artık normal bir şehir gibi yönetilemesi çok güç hale gelmiştir. Şehrin sorunlarının biran önce çözüme kavuşması için öncelikle İstanbul'un özelliklerine uygun bir yönetime kavuşturulması gerekmektedir.

İstanbul'un yeni yönetim şekli belirlenirken öncelikle bugünkü yönetim şeklinden kaynaklanan sorunlar tespit edilmelidir. Bu sorunları ortadan kaldıracak şekilde bir yönetim biçimi oluşturulmalıdır. Yerel yönetim reformu mutlaka yapılmalı, sorunların yerinde çözümlenmesi ve yörede üretilen katma değerden yerel yönetimlerin daha fazla pay alması sağlanmalıdır.

Hangi tür yönetim teşkilatı seçileceğine karar verilirken İstanbul gibi büyük nüfusa sahip gelişmiş ülkelerdeki şehirlerin yapısı incelenmelidir. Bu şehirlerden yapısal özellik itibariyle İstanbul'a daha çok benzeyen ve sorunları çözmede başarılı olan yönetim şekli örnek alınmalıdır.

İstanbul için seçilen yönetim şekli nasıl olursa olsun, sorunların süratle çözülmesi ve gerekli hizmetlerin aksamadan yürütülebilmesi için mutlaka yerel hizmet birimlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu da şehrin ülke ekonomisine yaptığı katkı ile doğru orantılı olarak üretimden aldığı payın da artırılması ile mümkün olacaktır.


2. Güvenlik Sorunu

İstanbul'daki güvenlik sorunun temelinde şehrin hızla büyümesine paralel olarak güvenlik teşkilatının geliştirilememesi yatmaktadır.

Şehirdeki güvenlik birimleri gerek personel gerekse araç-gereç bakımından takviye edilmelidir. Özellikle kenar semtlerde ve gecekondu bölgelerindeki karakol açığı giderilerek, şehrin tamamının polis denetimine geçmesi sağlanmalıdır.

Ayrıca emniyet personeli halkla ilişkiler konusunda eğitilmeli ve sahip olduğu yetkiyi kullanırken mümkün olduğu kadar halkı incitmemeye gayret etmelidir. Bu suretle güvenlik güçleri halkın daha fazla desteğini kazanabilecektir.

Son yıllarda İstanbul polisi başarılı sonuçlar almaktadır. Polisin olaylara müdahalesi, suçluların yakalanması ve özellikle terörle mücadelede büyük başarılar sağlanmıştır. Ancak geçtiğimiz yıllarda yaşanan terör tehtidi azalırken, kapkaçcı ve soyguncu tehtidi giderek artış göstermeye başlamıştır. Özellikle son bir yıl içerisinde bu tehdit çok büyük boyutlara ulaşmıştır ki nerede ise şehir nüfusunun tamamı ya kapkaç veya hırsızlığa maruz kalmış ya da böyle bir olaya şahit olmuştur. Bu tür olayların daha fazla tehdit oluşturmaması için güvenlik birimleri bu konuda halkın desteğini de alacak şekilde özel önlemler almalıdır.


3. Kaçak Yapılaşma Sorunu

İstanbul'un temel sorunlarının başında kaçak yapılaşma gelmektedir. Bunun başlıca nedeni ise diğer bir çok sorunun temelinde de kaçak yapılaşma olmasıdır.

İstanbul'daki kaçak yapılaşmanın nedenleri incelendiğinde, bir çok unsurun bu oluşumu hızlandırdığı görülmektedir. Bununla birlikte şehre olan hızlı göç ve bunun karşısında devletin hazine arazisine sahip çıkamayışı kaçak yapılaşmayı başlatan temel etkenler olmuştur.

Gecekondu bölgelerinde yaşayanlar arasında yapılan anket çalışmasında görüşülen aile reislerinin %78,5 İstanbul'a geliş nedeni olarak ekonomik sebepleri göstermişlerdir. Bu sonuç da gecekondulaşmanın başlıca sebebinin ekonomik olduğunu göstermektedir.

Başlangıçta sadece barınak amacıyla ortaya çıkan gecekondular artık bu amaçtan uzaklaşarak rant amacına yönelmeye başlamıştır.

Gecekondu sakinlerinin %42'si evin bulunduğu arsasını başkasından aldığını, %18'i arsayı bina ile birlikte satın aldığını bildirmiştir. Bu durum hazine arazilerinin yaygın olarak ticaret konusu yapıldığını göstermektedir.


Gecekondularda yaşayanların %77'si gecekondu yapma nedeni olarak ekonomik yetersizliği göstermiştir. Ruhsat maliyetlerinin yüksekliği ve bürokratik zorluklar da %21 oranında gecekondu yapma sebebi olarak gösterilmiştir. Gerçekten ülkemizde ruhsatlı inşaat yapmak oldukça zor olduğu gibi maliyeti de yüksektir. Ekonomik zorluklarla mücadele eden insanların bu maliyetleri de karşılaması imkansız denecek kadar zordur.

İstanbul'daki kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için aşağıdaki önlemlerin uygulamaya konması gerekmektedir:

İstanbul’da  bina envanteri çıkarılmalı ve kent bilgi sistemine geçilmelidir.

Binalara yasal kimlik belgesi verilmelidir.

Kaçak yapılaşmanın önlenmesi ile ilgili olarak sivil toplum örgütleri ağırlıklı özel bir komisyon kurulmalıdır.


·     Bina envanteri belirlendikten sonra İstanbul’un ıslah imar planı hazırlanmalıdır.

·     Devletin elindeki araziler bu arazileri koruyacak güce sahip kuruluşlara devredilmelidir.

·     Boğaziçi bölgesi ve diğer SİT alanları ile ilgili düzenlemeler gözden geçirilmelidir.

·     Devlet adına tescili yapılmış arazilerin  satışı ve kiralanması yoluna gidilmelidir.

·     Tahsisli araziler belirli bir süre içinde kullanılmalı veya tasfiye edilmelidir.

·     Kesinlikle inşaat yapılmaması gereken alanlar dışında gecekonduların bulunduğu alanlar arazi gibi değerlendirilerek Özelleştirme İdaresi’ne devredilmelidir.

·     İmar planları tamamlanmalı ve kararlılıkla uygulanmalıdır.

·     Kaçak olarak yapılan binalara altyapı ve diğer belediye hizmetleri kesinlikle  götürülmemelidir.

·     Yeni imar mevzuatı hazırlanmalıdır.

·     İstanbul’da yerel yönetim ihtisas  mahkemeleri kurulmalıdır.

·     Kaçak yapılaşma kent suçu kavramı içinde değerlendirilmeli ve mutlaka hapis  cezası uygulanmalıdır.

·     Geniş yetkilerle  donatılmış yapı denetim polisi teşkilatı kurulmalıdır.

·     İstanbul İl bayındırlık ve İskan Müdürlüğü yeniden organize edilmelidir.


·     İnşaat ruhsatı maliyetleri asgari düzeylere indirilmelidir.

·     İnşaat ruhsatı alınması ile ilgili bürokratik zorluklar ortadan kaldırılmalıdır.

·     İnşaat sektöründeki personelin kaliteli eğitimi sağlanmalıdır.

·     Konut politikaları belirlenmelidir.

·     Devletin arsa üretimi arttırılmalıdır.

·     Göçü önleme ve geriye göçü teşvik politikaları uygulanmalıdır.

·     Siyasi etkilerle kaçak yapılaşmanın teşvik edilmesi önlenmelidir.

·     Kaçak yapılaşma ile mücadelede toplumla uzlaşma sağlanmalıdır.

·     Kent kültürü ve kentlilik bilincini geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

·     Deprem sonrası oluşan bilinçlenme sürecini hızlandırma fırsatları kullanılmalıdır.


4. Ulaşım Sorunu

İstanbul'un sorunları içerisinde önemli bir yeri olan ulaşım sorunu her geçen yıl daha da ağırlaştığından bir an önce çözümlenmesi gerekmektedir. Bu sorunun çözümü için toplu taşıma hizmetlerinin geliştirilmesi şarttır.


Şehiriçi toplu taşımanın geliştirilmesi için:

a) Raylı ulaşım sistemine ağırlık verilmeli, metro yaygınlaştırılmalı, deniz taşımacılığından azami ölçüde yararlanılmalı, Boğaz mutlaka raylı sistemi de içerecek şekilde tüp geçit ile bağlanmalıdır.

b) Deniz taşımacılığı serbest rekabete açılmalı ve denizdeki taşımacılık sadece iki yaka arasında değil kıyıya paralel olarak da yaygınlaştırılmalıdır.

c) İDO Şehir Hatları'nın hız ortalaması yükseltilmeli, hızlı taşıt alımı ve yapımına öncelik verilmelidir.

d) İDO Şehir Hatları tarifelerinde öngörülen sefer sürelerinin kısaltılması hedeflenmeli ve araçların iskelelere yanaşma-kalkma sürelerini azaltıcı teknikler geliştirilmelidir.

e) Yeni yollar kıyıya paralel değil dikey olarak yapılmalıdır. Kıyıya paralel olan otobüs ve minibüs hatları denizyoluna dik hatlara dönüştürülerek denizyolu odaklarına bağlanmalıdır.

f) Şehiriçi ulaşımın toplanma odağı durumunda olan Haliç ağzındaki birikimin dağıtılması için Yenikapı, Zeytinburnu, Bakırköy, gibi bölgelerde yeni toplanma odakları oluşturulmalıdır.

g) Yeni iskeleler açılmalı ve bunlar diğer ulaşım araçları ile desteklenmelidir. Kentin uzak iskeleleri arasında yüksek hızlı deniz taşıtları kullanılırken, düşük hızlı fakat yolcu kapasitesi yüksek taşıtlar iki yaka arasında kullanılmalıdır. Deniz otobüsü daha ekonomik hale getirilmeli, yakıt sorunu çözülmelidir. Ayrıca deniz taşımacılığına büyük katkı sağlayan dolmuş motor hatları genişletilmelidir.

h) Gerek Avrupa Yakası gerekse Anadolu Yakasında bulunan sahil yolları ve müsait durumda olan ana arterlere de tramvay hatları konmalıdır.

i) Kara, deniz ve demiryolu toplu taşıma araçları birbiri ile koordineli bir şekilde çalışır hale getirilmelidir.

j) Otopark sorunu kısa sürede halledilmeli ve katlı otoparklar inşa edilerek otopark sayısı süratle artırılmalıdır. Belediyelerin Otopark Yönetmeliği uyarınca topladığı paralar kesinlikle başka alanlarda kullanılmamalıdır.


5. Eğitim Sorunu

İstanbul'daki eğitim sorunları Türkiye'nin genel eğitim sorunlarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte İstanbul'a özgü eğitim sorunları da mevcuttur. Bunların başında da hızlı nüfus artışı (iç göç) ve gecekondu sorununa bağlı olan sorunlar gelmektedir. Bilhassa ilk ve orta eğitimde bu tür sorunlar yaşanmaktadır.

Kenar semtlerde ve gecekondu bölgelerinde okul sayısı çok yetersiz olduğu gibi bunların kadroları da eksiktir. Bir kısım okullarda video'lu ve bilgisayarlı eğitim yapılırken bir kısım okullarda birçok ders öğretmensiz geçmekte ve bu okulların su, elektrik, ısınma ve temizlik gibi ihtiyaçları dahi tam olarak karşılanamamaktadır. Bu ise eğitimdeki eşitsizliği artırmakta ve durumu iyi olan okullardaki talep baskısını artırmaktadır. Bu açıdan şehirdeki okullar arasındaki aşırı farklılıklar önlenmeli ve belli pilot okullar dışında, diğer okulların asgari ihtiyaçları karşılanmadan lüks sayılabilecek araçlarla donatılmış okullar açılmamalıdır.

Konuya yüksek öğrenim açısından bakıldığında da çeşitli sorunlar görülmektedir. Şehrimizdeki üniversiteler çok dağınık bir yapıdadır. Hemen hemen her semtte bir üniversitenin bölümü bulunmaktadır. Bu durum ise hem ulaşım problemlerini artırmakta hem de üniversitelerin yönetimini güçleştirmektedir. Bu nedenle üinversiteler belli araziler tahsis edilerek kampüs şeklinde toparlanmalı ve öğrenci yurtları ile öğretim elemanlarına ait lojmanlar da dahil tüm üniversite tesisleri bu kampüslerde yeralmalıdır.


6. Sağlık Sorunu

İstanbul'da çok sayıda sağlık kuruluşu ve doktor bulunmasına rağmen, şehir nüfusunun çok fazla olması ve buna ilâve olarak da İstanbul dışından da çok sayıda insanın tedavi için gelmesi sağlık kuruluşlarını yetersiz duruma getirmektedir. Özellikle SSK hastaneleri ve tedavi ücreti daha düşük olan devlet hastanelerinde bilhassa kış aylarında aşırı izdihamlar yaşanmaktadır. Bu izdihamların önemli bir sebebi de belli hastalıkların tedavisi için gereken araçların ancak birkaç devlet hastanesinde mevcut olmasıdır.

Hastanelerdeki aşırı yığılmaların önlenmesi için dispanser türü teşhis klinikleri yaygınlaştırılmalı ve bütün devlet hastanelerinin de her hastalığı tedavi ecek nitelikte araç ve gereçlerle donatılması sağlanmalıdır. Ayrıca Anadolunun çeşitli bölgelerinde ihtisas hastaneleri kurulması da İstanbul'daki hastanelere olan yoğun talebi azaltacaktır.


7. Çevre Sorunu

Son yıllarda giderek artmakta olan ve ağırlığını her geçen gün daha fazla hissettiren sorunların başında çevre sorunu gelmektedir. Özellikle hava kirliliği bugün İstanbul'un en önemli sorununu teşkil etmektedir. Diğer yandan içme sularının hızla kirlenmesi, çöp sorunu, gürültü kirliliği, denizlerdeki kirlilik, yeşil alanların sürekli azalarak çarpık yapılaşmaya dönüşmesi de şehrin önemli ve acil çözüm bekleyen çevre sorunlarıdır.

Geçtiğimiz yıllarda özellikle kış mevsiminde İstanbul'un en önemli çevre sorunu haline gelen hava kirliliği, doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak her geçen yıl azalmaktadır. Doğalgaz abonesi sayısındaki artışa paralel olarak hava kirliliğinin de düşmeye devam etmesi için, doğalgaz fiyatları makul seviyelerde tutulmalı, öncelikle çevre açısından sağladığı fayda düşünülerek ilave vergiler alınmamalıdır.

Şehirdeki önemli bir sorun da içme suyu sorunudur. Barajlardan verilen su içilecek nitelikte olmadığından, içme suyu temini büyük ölçüde su istasyonlarından sağlanmaktadır. Bu itibarla su satış istasyonları düzenli denetlenmeli sağlıksız su satışı önlenmelidir. Şehrin su havzaları giderek kirlenmekte, barajlardaki kirlilik de buna paralel olarak artmaktadır. Baraj havzaları kaçak yapılaşmadan ve kirli su atıklarından mutlaka korunmalıdır. Baraj havzalarının korunması için özel güvenlik birimleri oluşturulmalıdır.

Son yıllarda kendini önemli bir şekilde hissettiren sorunlardan birisi de çöp sorunudur. İstanbul'daki çöp toplama alanları artık tamamen yerleşim bölgelerinin içinde kalmıştır. Bu alanların kullanımının devam etmesi büyük sakıncalar taşımaktadır. Bu alanda yeni facialar yaşanmaması için biran önce modern çöp imha tesisleri faaliyete geçirilmeli ve çevre temizlik vergisi yoluyla toplanan paralar kesinlikle başka alanlarda kullanılmamalıdır.

Yıllardır gündemde olmasına rağmen şehirdeki sahillerin ve Haliç'in kirlenmesi devam etmektedir. Halen şehirde önemli bir atıksu arıtma tesisi yapılamamıştır. Bu amaçla yıllardır abonelerden su parası ile birlikte atıksu bedeli de toplanmasına rağmen, bu alanda yeterli çalışmalar yapılmamıştır. Bugüne kadar toplanan atıksu bedellerinin ne kadarının atıksu tesisleri için kullanıldığı bilinmemektedir. Atıksu bedellerinin başka amaçlarla kullanılmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Özellikle 2002 başından itibaren İSKİ'nin temiz su bedeli ile atıksu bedelinin birleştirmesi bu yöndeki endişeleri daha da artırmaktadır.


8. Sanayi Kuruluşları İle İlgili Sorunlar

İstanbul metropolünde bugüne kadar sanayi kuruluşlarının gelişigüzel bir biçimde kurulması ve gelişmesi çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir. Yıllardır işyerlerinin ve sanayi tesislerinin şehir dışındaki, başta İkitelli olmak üzere, yeni yerleşim yerlerine ve organize sanayi bölgelerine nakli çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kapsamda çok sayıda işyeri kooperatifi kurulmuş, ancak bu projelerin gerçekleşmesini zaman zaman yavaşlatan veya durduran bürokratik ve finansal engeller ortaya çıkmıştır. Bunun yanında diğer bir engel de altyapı sorunlarıdır. Bunları aşabilmek için işyeri kooperatiflerinin altyapılarının mümkün olduğu ölçüde devletçe karşılanmasının yerinde olacağı görüşündeyiz.

Sözkonusu toplu işyerlerinin en önemlisi ve en güncel olanı şüphesiz "İKİTELLİ ORGANİZE KÜÇÜK SANAYİ BÖLGESİ"dir. Bu bölgenin çözüm bekleyen ana sorunları ise satır başları ile şöyle sıralanabilir:

·     Yaklaşık 25.000 işyerinin bulunduğu ve 250.000 kişinin istihdam edileceği bölgede özellikle altyapı sorunları dikkati çekmektedir. Bu nedenle, BEDAŞ, Türk Telekom, İSKİ, BOTAŞ ve İGDAŞ gibi kuruluşların bölgeye dönük yatırımlarının hızlandırılması gerekir.

·     Bölgede mevcut kooperatiflere ucuz ve uzun vadeli kredi verilmesinin sağlanması da önemli bir sorunun çözümüne yardımcı olacaktır.


9. İşportacı ve Seyyar Satıcılar Sorunu

Şehircilik bakımından gecekondulaşmadan başka ikinci önemli bir sorun da işportacıların şehri işgal etmiş olmasıdır. Bu aynı zamanda göçü teşvik eden diğer bir faktör olup bir anlamda kentin sorunlarının büyümesinde bir kısır döngü niteliğini oluşturmaktadır.

Başlangıçta gezici esnaf tarafından kurulan köprübaşlarına şu veya bu sebeple göz yumulması, işportanın yaygınlaşmasına hatta otoyollara kadar ulaşmasına ve başa çıkılmaz hale gelmesine yolaçmıştır.

Gecekondu yapımı ve işportacılık serbest olunca, köylerin boşalıp İstanbul'a akın etmesi kaçınılmaz ve önlenemez olmuştur.

İşportacılık, sanayide veya tarımda çalışmaya kıyasla daha rahat ve daha kârlıdır. Böylece bireyler üreticilikten kopmakta, hem ekonomi zarar görmekte hem de sokak anarşisi yaratılmaktadır. Üstelik bu kesimdeki büyük kazançlar çoğunlukla yoksul işportacı yerine onun işvereni konumundaki işportacı ağalarının eline geçmekte ve hiç vergilendirilememektedir.


Haksız rekabet, vergi kaybı, trafik, turizm ve ülke ve toplumsal imajımız üzerindeki olumsuz etkiler ve izlenimler gibi çeşitli sorunları beraberinde getiren işportacılık ve seyyar satıcılık problemi, son yıllarda tahammül edilmez boyutlara ulaşmıştır. Dükkânların vitrinlerini ve girişlerini kapatan, tarihi yapıların içlerine giren sorunun mutlaka çözümü gerekmektedir.

Kısa vadeli önlem olarak, belediyece gösterilecek mahallerde faaliyet göstermek, vergi karnesi sahibi olmak ve belediyenin denetimine tabi olmak koşuluyla, seyyar satıcılığın hiç olmazsa düzen altına alınabileceği kanısındayız.

 


İstanbul'un Sorunları Ve Çözüm Önerileri

         1. Yönetim Sorunu


İstanbul'un bugünkü yönetim şekli yıllar öncesinin şartlarına göre oluşturulmuştur. Bugünün şartları ise artık çok değişmiştir; şehrin nüfusu değişmiş, yapısı değişmiş ve hepsinden önemlisi şehirde yaşayan insanların beklentileri değişmiştir.

Bugün İstanbul nüfusu 10 milyonu aşmıştır. Bu nüfus hacmi ile şehir 100'den fazla devleti geride bırakmış durumdadır. Bu büyüklükteki bir şehrin artık normal bir şehir gibi yönetilemesi çok güç hale gelmiştir. Şehrin sorunlarının biran önce çözüme kavuşması için öncelikle İstanbul'un özelliklerine uygun bir yönetime kavuşturulması gerekmektedir.

İstanbul'un yeni yönetim şekli belirlenirken öncelikle bugünkü yönetim şeklinden kaynaklanan sorunlar tespit edilmelidir. Bu sorunları ortadan kaldıracak şekilde bir yönetim biçimi oluşturulmalıdır. Yerel yönetim reformu mutlaka yapılmalı, sorunların yerinde çözümlenmesi ve yörede üretilen katma değerden yerel yönetimlerin daha fazla pay alması sağlanmalıdır.

Hangi tür yönetim teşkilatı seçileceğine karar verilirken İstanbul gibi büyük nüfusa sahip gelişmiş ülkelerdeki şehirlerin yapısı incelenmelidir. Bu şehirlerden yapısal özellik itibariyle İstanbul'a daha çok benzeyen ve sorunları çözmede başarılı olan yönetim şekli örnek alınmalıdır.

İstanbul için seçilen yönetim şekli nasıl olursa olsun, sorunların süratle çözülmesi ve gerekli hizmetlerin aksamadan yürütülebilmesi için mutlaka yerel hizmet birimlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Bu da şehrin ülke ekonomisine yaptığı katkı ile doğru orantılı olarak üretimden aldığı payın da artırılması ile mümkün olacaktır.


2. Güvenlik Sorunu

İstanbul'daki güvenlik sorunun temelinde şehrin hızla büyümesine paralel olarak güvenlik teşkilatının geliştirilememesi yatmaktadır.

Şehirdeki güvenlik birimleri gerek personel gerekse araç-gereç bakımından takviye edilmelidir. Özellikle kenar semtlerde ve gecekondu bölgelerindeki karakol açığı giderilerek, şehrin tamamının polis denetimine geçmesi sağlanmalıdır.

Ayrıca emniyet personeli halkla ilişkiler konusunda eğitilmeli ve sahip olduğu yetkiyi kullanırken mümkün olduğu kadar halkı incitmemeye gayret etmelidir. Bu suretle güvenlik güçleri halkın daha fazla desteğini kazanabilecektir.

Son yıllarda İstanbul polisi başarılı sonuçlar almaktadır. Polisin olaylara müdahalesi, suçluların yakalanması ve özellikle terörle mücadelede büyük başarılar sağlanmıştır. Ancak geçtiğimiz yıllarda yaşanan terör tehtidi azalırken, kapkaçcı ve soyguncu tehtidi giderek artış göstermeye başlamıştır. Özellikle son bir yıl içerisinde bu tehdit çok büyük boyutlara ulaşmıştır ki nerede ise şehir nüfusunun tamamı ya kapkaç veya hırsızlığa maruz kalmış ya da böyle bir olaya şahit olmuştur. Bu tür olayların daha fazla tehdit oluşturmaması için güvenlik birimleri bu konuda halkın desteğini de alacak şekilde özel önlemler almalıdır.


3. Kaçak Yapılaşma Sorunu

İstanbul'un temel sorunlarının başında kaçak yapılaşma gelmektedir. Bunun başlıca nedeni ise diğer bir çok sorunun temelinde de kaçak yapılaşma olmasıdır.

İstanbul'daki kaçak yapılaşmanın nedenleri incelendiğinde, bir çok unsurun bu oluşumu hızlandırdığı görülmektedir. Bununla birlikte şehre olan hızlı göç ve bunun karşısında devletin hazine arazisine sahip çıkamayışı kaçak yapılaşmayı başlatan temel etkenler olmuştur.

Gecekondu bölgelerinde yaşayanlar arasında yapılan anket çalışmasında görüşülen aile reislerinin %78,5 İstanbul'a geliş nedeni olarak ekonomik sebepleri göstermişlerdir. Bu sonuç da gecekondulaşmanın başlıca sebebinin ekonomik olduğunu göstermektedir.

Başlangıçta sadece barınak amacıyla ortaya çıkan gecekondular artık bu amaçtan uzaklaşarak rant amacına yönelmeye başlamıştır.

Gecekondu sakinlerinin %42'si evin bulunduğu arsasını başkasından aldığını, %18'i arsayı bina ile birlikte satın aldığını bildirmiştir. Bu durum hazine arazilerinin yaygın olarak ticaret konusu yapıldığını göstermektedir.


Gecekondularda yaşayanların %77'si gecekondu yapma nedeni olarak ekonomik yetersizliği göstermiştir. Ruhsat maliyetlerinin yüksekliği ve bürokratik zorluklar da %21 oranında gecekondu yapma sebebi olarak gösterilmiştir. Gerçekten ülkemizde ruhsatlı inşaat yapmak oldukça zor olduğu gibi maliyeti de yüksektir. Ekonomik zorluklarla mücadele eden insanların bu maliyetleri de karşılaması imkansız denecek kadar zordur.

İstanbul'daki kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilmesi için aşağıdaki önlemlerin uygulamaya konması gerekmektedir:

İstanbul’da  bina envanteri çıkarılmalı ve kent bilgi sistemine geçilmelidir.

Binalara yasal kimlik belgesi verilmelidir.

Kaçak yapılaşmanın önlenmesi ile ilgili olarak sivil toplum örgütleri ağırlıklı özel bir komisyon kurulmalıdır.


·     Bina envanteri belirlendikten sonra İstanbul’un ıslah imar planı hazırlanmalıdır.

·     Devletin elindeki araziler bu arazileri koruyacak güce sahip kuruluşlara devredilmelidir.

·     Boğaziçi bölgesi ve diğer SİT alanları ile ilgili düzenlemeler gözden geçirilmelidir.

·     Devlet adına tescili yapılmış arazilerin  satışı ve kiralanması yoluna gidilmelidir.

·     Tahsisli araziler belirli bir süre içinde kullanılmalı veya tasfiye edilmelidir.

·     Kesinlikle inşaat yapılmaması gereken alanlar dışında gecekonduların bulunduğu alanlar arazi gibi değerlendirilerek Özelleştirme İdaresi’ne devredilmelidir.

·     İmar planları tamamlanmalı ve kararlılıkla uygulanmalıdır.

·     Kaçak olarak yapılan binalara altyapı ve diğer belediye hizmetleri kesinlikle  götürülmemelidir.

·     Yeni imar mevzuatı hazırlanmalıdır.

·     İstanbul’da yerel yönetim ihtisas  mahkemeleri kurulmalıdır.

·     Kaçak yapılaşma kent suçu kavramı içinde değerlendirilmeli ve mutlaka hapis  cezası uygulanmalıdır.

·     Geniş yetkilerle  donatılmış yapı denetim polisi teşkilatı kurulmalıdır.

·     İstanbul İl bayındırlık ve İskan Müdürlüğü yeniden organize edilmelidir.


·     İnşaat ruhsatı maliyetleri asgari düzeylere indirilmelidir.

·     İnşaat ruhsatı alınması ile ilgili bürokratik zorluklar ortadan kaldırılmalıdır.

·     İnşaat sektöründeki personelin kaliteli eğitimi sağlanmalıdır.

·     Konut politikaları belirlenmelidir.

·     Devletin arsa üretimi arttırılmalıdır.

·     Göçü önleme ve geriye göçü teşvik politikaları uygulanmalıdır.

·     Siyasi etkilerle kaçak yapılaşmanın teşvik edilmesi önlenmelidir.

·     Kaçak yapılaşma ile mücadelede toplumla uzlaşma sağlanmalıdır.

·     Kent kültürü ve kentlilik bilincini geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

·     Deprem sonrası oluşan bilinçlenme sürecini hızlandırma fırsatları kullanılmalıdır.


4. Ulaşım Sorunu

İstanbul'un sorunları içerisinde önemli bir yeri olan ulaşım sorunu her geçen yıl daha da ağırlaştığından bir an önce çözümlenmesi gerekmektedir. Bu sorunun çözümü için toplu taşıma hizmetlerinin geliştirilmesi şarttır.


Şehiriçi toplu taşımanın geliştirilmesi için:

a) Raylı ulaşım sistemine ağırlık verilmeli, metro yaygınlaştırılmalı, deniz taşımacılığından azami ölçüde yararlanılmalı, Boğaz mutlaka raylı sistemi de içerecek şekilde tüp geçit ile bağlanmalıdır.

b) Deniz taşımacılığı serbest rekabete açılmalı ve denizdeki taşımacılık sadece iki yaka arasında değil kıyıya paralel olarak da yaygınlaştırılmalıdır.

c) İDO Şehir Hatları'nın hız ortalaması yükseltilmeli, hızlı taşıt alımı ve yapımına öncelik verilmelidir.

d) İDO Şehir Hatları tarifelerinde öngörülen sefer sürelerinin kısaltılması hedeflenmeli ve araçların iskelelere yanaşma-kalkma sürelerini azaltıcı teknikler geliştirilmelidir.

e) Yeni yollar kıyıya paralel değil dikey olarak yapılmalıdır. Kıyıya paralel olan otobüs ve minibüs hatları denizyoluna dik hatlara dönüştürülerek denizyolu odaklarına bağlanmalıdır.

f) Şehiriçi ulaşımın toplanma odağı durumunda olan Haliç ağzındaki birikimin dağıtılması için Yenikapı, Zeytinburnu, Bakırköy, gibi bölgelerde yeni toplanma odakları oluşturulmalıdır.

g) Yeni iskeleler açılmalı ve bunlar diğer ulaşım araçları ile desteklenmelidir. Kentin uzak iskeleleri arasında yüksek hızlı deniz taşıtları kullanılırken, düşük hızlı fakat yolcu kapasitesi yüksek taşıtlar iki yaka arasında kullanılmalıdır. Deniz otobüsü daha ekonomik hale getirilmeli, yakıt sorunu çözülmelidir. Ayrıca deniz taşımacılığına büyük katkı sağlayan dolmuş motor hatları genişletilmelidir.

h) Gerek Avrupa Yakası gerekse Anadolu Yakasında bulunan sahil yolları ve müsait durumda olan ana arterlere de tramvay hatları konmalıdır.

i) Kara, deniz ve demiryolu toplu taşıma araçları birbiri ile koordineli bir şekilde çalışır hale getirilmelidir.

j) Otopark sorunu kısa sürede halledilmeli ve katlı otoparklar inşa edilerek otopark sayısı süratle artırılmalıdır. Belediyelerin Otopark Yönetmeliği uyarınca topladığı paralar kesinlikle başka alanlarda kullanılmamalıdır.


5. Eğitim Sorunu

İstanbul'daki eğitim sorunları Türkiye'nin genel eğitim sorunlarından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte İstanbul'a özgü eğitim sorunları da mevcuttur. Bunların başında da hızlı nüfus artışı (iç göç) ve gecekondu sorununa bağlı olan sorunlar gelmektedir. Bilhassa ilk ve orta eğitimde bu tür sorunlar yaşanmaktadır.

Kenar semtlerde ve gecekondu bölgelerinde okul sayısı çok yetersiz olduğu gibi bunların kadroları da eksiktir. Bir kısım okullarda video'lu ve bilgisayarlı eğitim yapılırken bir kısım okullarda birçok ders öğretmensiz geçmekte ve bu okulların su, elektrik, ısınma ve temizlik gibi ihtiyaçları dahi tam olarak karşılanamamaktadır. Bu ise eğitimdeki eşitsizliği artırmakta ve durumu iyi olan okullardaki talep baskısını artırmaktadır. Bu açıdan şehirdeki okullar arasındaki aşırı farklılıklar önlenmeli ve belli pilot okullar dışında, diğer okulların asgari ihtiyaçları karşılanmadan lüks sayılabilecek araçlarla donatılmış okullar açılmamalıdır.

Konuya yüksek öğrenim açısından bakıldığında da çeşitli sorunlar görülmektedir. Şehrimizdeki üniversiteler çok dağınık bir yapıdadır. Hemen hemen her semtte bir üniversitenin bölümü bulunmaktadır. Bu durum ise hem ulaşım problemlerini artırmakta hem de üniversitelerin yönetimini güçleştirmektedir. Bu nedenle üinversiteler belli araziler tahsis edilerek kampüs şeklinde toparlanmalı ve öğrenci yurtları ile öğretim elemanlarına ait lojmanlar da dahil tüm üniversite tesisleri bu kampüslerde yeralmalıdır.


6. Sağlık Sorunu

İstanbul'da çok sayıda sağlık kuruluşu ve doktor bulunmasına rağmen, şehir nüfusunun çok fazla olması ve buna ilâve olarak da İstanbul dışından da çok sayıda insanın tedavi için gelmesi sağlık kuruluşlarını yetersiz duruma getirmektedir. Özellikle SSK hastaneleri ve tedavi ücreti daha düşük olan devlet hastanelerinde bilhassa kış aylarında aşırı izdihamlar yaşanmaktadır. Bu izdihamların önemli bir sebebi de belli hastalıkların tedavisi için gereken araçların ancak birkaç devlet hastanesinde mevcut olmasıdır.

Hastanelerdeki aşırı yığılmaların önlenmesi için dispanser türü teşhis klinikleri yaygınlaştırılmalı ve bütün devlet hastanelerinin de her hastalığı tedavi ecek nitelikte araç ve gereçlerle donatılması sağlanmalıdır. Ayrıca Anadolunun çeşitli bölgelerinde ihtisas hastaneleri kurulması da İstanbul'daki hastanelere olan yoğun talebi azaltacaktır.


7. Çevre Sorunu

Son yıllarda giderek artmakta olan ve ağırlığını her geçen gün daha fazla hissettiren sorunların başında çevre sorunu gelmektedir. Özellikle hava kirliliği bugün İstanbul'un en önemli sorununu teşkil etmektedir. Diğer yandan içme sularının hızla kirlenmesi, çöp sorunu, gürültü kirliliği, denizlerdeki kirlilik, yeşil alanların sürekli azalarak çarpık yapılaşmaya dönüşmesi de şehrin önemli ve acil çözüm bekleyen çevre sorunlarıdır.

Geçtiğimiz yıllarda özellikle kış mevsiminde İstanbul'un en önemli çevre sorunu haline gelen hava kirliliği, doğalgaz kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak her geçen yıl azalmaktadır. Doğalgaz abonesi sayısındaki artışa paralel olarak hava kirliliğinin de düşmeye devam etmesi için, doğalgaz fiyatları makul seviyelerde tutulmalı, öncelikle çevre açısından sağladığı fayda düşünülerek ilave vergiler alınmamalıdır.

Şehirdeki önemli bir sorun da içme suyu sorunudur. Barajlardan verilen su içilecek nitelikte olmadığından, içme suyu temini büyük ölçüde su istasyonlarından sağlanmaktadır. Bu itibarla su satış istasyonları düzenli denetlenmeli sağlıksız su satışı önlenmelidir. Şehrin su havzaları giderek kirlenmekte, barajlardaki kirlilik de buna paralel olarak artmaktadır. Baraj havzaları kaçak yapılaşmadan ve kirli su atıklarından mutlaka korunmalıdır. Baraj havzalarının korunması için özel güvenlik birimleri oluşturulmalıdır.

Son yıllarda kendini önemli bir şekilde hissettiren sorunlardan birisi de çöp sorunudur. İstanbul'daki çöp toplama alanları artık tamamen yerleşim bölgelerinin içinde kalmıştır. Bu alanların kullanımının devam etmesi büyük sakıncalar taşımaktadır. Bu alanda yeni facialar yaşanmaması için biran önce modern çöp imha tesisleri faaliyete geçirilmeli ve çevre temizlik vergisi yoluyla toplanan paralar kesinlikle başka alanlarda kullanılmamalıdır.

Yıllardır gündemde olmasına rağmen şehirdeki sahillerin ve Haliç'in kirlenmesi devam etmektedir. Halen şehirde önemli bir atıksu arıtma tesisi yapılamamıştır. Bu amaçla yıllardır abonelerden su parası ile birlikte atıksu bedeli de toplanmasına rağmen, bu alanda yeterli çalışmalar yapılmamıştır. Bugüne kadar toplanan atıksu bedellerinin ne kadarının atıksu tesisleri için kullanıldığı bilinmemektedir. Atıksu bedellerinin başka amaçlarla kullanılmasına kesinlikle izin verilmemelidir. Özellikle 2002 başından itibaren İSKİ'nin temiz su bedeli ile atıksu bedelinin birleştirmesi bu yöndeki endişeleri daha da artırmaktadır.


8. Sanayi Kuruluşları İle İlgili Sorunlar

İstanbul metropolünde bugüne kadar sanayi kuruluşlarının gelişigüzel bir biçimde kurulması ve gelişmesi çeşitli sorunları da beraberinde getirmiştir. Yıllardır işyerlerinin ve sanayi tesislerinin şehir dışındaki, başta İkitelli olmak üzere, yeni yerleşim yerlerine ve organize sanayi bölgelerine nakli çalışmaları sürdürülmektedir. Bu kapsamda çok sayıda işyeri kooperatifi kurulmuş, ancak bu projelerin gerçekleşmesini zaman zaman yavaşlatan veya durduran bürokratik ve finansal engeller ortaya çıkmıştır. Bunun yanında diğer bir engel de altyapı sorunlarıdır. Bunları aşabilmek için işyeri kooperatiflerinin altyapılarının mümkün olduğu ölçüde devletçe karşılanmasının yerinde olacağı görüşündeyiz.

Sözkonusu toplu işyerlerinin en önemlisi ve en güncel olanı şüphesiz "İKİTELLİ ORGANİZE KÜÇÜK SANAYİ BÖLGESİ"dir. Bu bölgenin çözüm bekleyen ana sorunları ise satır başları ile şöyle sıralanabilir:

·     Yaklaşık 25.000 işyerinin bulunduğu ve 250.000 kişinin istihdam edileceği bölgede özellikle altyapı sorunları dikkati çekmektedir. Bu nedenle, BEDAŞ, Türk Telekom, İSKİ, BOTAŞ ve İGDAŞ gibi kuruluşların bölgeye dönük yatırımlarının hızlandırılması gerekir.

·     Bölgede mevcut kooperatiflere ucuz ve uzun vadeli kredi verilmesinin sağlanması da önemli bir sorunun çözümüne yardımcı olacaktır.


9. İşportacı ve Seyyar Satıcılar Sorunu

Şehircilik bakımından gecekondulaşmadan başka ikinci önemli bir sorun da işportacıların şehri işgal etmiş olmasıdır. Bu aynı zamanda göçü teşvik eden diğer bir faktör olup bir anlamda kentin sorunlarının büyümesinde bir kısır döngü niteliğini oluşturmaktadır.

Başlangıçta gezici esnaf tarafından kurulan köprübaşlarına şu veya bu sebeple göz yumulması, işportanın yaygınlaşmasına hatta otoyollara kadar ulaşmasına ve başa çıkılmaz hale gelmesine yolaçmıştır.

Gecekondu yapımı ve işportacılık serbest olunca, köylerin boşalıp İstanbul'a akın etmesi kaçınılmaz ve önlenemez olmuştur.

İşportacılık, sanayide veya tarımda çalışmaya kıyasla daha rahat ve daha kârlıdır. Böylece bireyler üreticilikten kopmakta, hem ekonomi zarar görmekte hem de sokak anarşisi yaratılmaktadır. Üstelik bu kesimdeki büyük kazançlar çoğunlukla yoksul işportacı yerine onun işvereni konumundaki işportacı ağalarının eline geçmekte ve hiç vergilendirilememektedir.


Haksız rekabet, vergi kaybı, trafik, turizm ve ülke ve toplumsal imajımız üzerindeki olumsuz etkiler ve izlenimler gibi çeşitli sorunları beraberinde getiren işportacılık ve seyyar satıcılık problemi, son yıllarda tahammül edilmez boyutlara ulaşmıştır. Dükkânların vitrinlerini ve girişlerini kapatan, tarihi yapıların içlerine giren sorunun mutlaka çözümü gerekmektedir.

Kısa vadeli önlem olarak, belediyece gösterilecek mahallerde faaliyet göstermek, vergi karnesi sahibi olmak ve belediyenin denetimine tabi olmak koşuluyla, seyyar satıcılığın hiç olmazsa düzen altına alınabileceği kanısındayız.

 

>