Gazete-Detay

osman-arioglu.jpg OSMAN ARIOĞLU

Yeni TTK’da sermaye artırımında blokaj şartı

OSMAN ARIOĞLU

Anonim şirketlerde sermaye artırımlarına ilişkin hükümler 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu’nda kısmen kolaylaştırılmış durumda. En önemli kolaylık normalde sermaye artırımı için genel kurul kararı gerekirken, kayıtlı sermaye sisteminde ilk veya değiştirilmiş esas sözleşmede belirlenen kayıtlı sermaye tavanına ulaşılıncaya kadar sermaye artırımlarının yönetim kurulu kararı ile 5 yıla yayılarak birkaç kademede yapılabilmesi ve bunun için yeniden genel kurul kararına gerek olmamasıdır. TTK’da değişiklik yapan 6335 sayılı kanun ile birlikte sermaye artırımlarında işlem denetçisi raporuna da gerek olmayacak.
Yedek akçelerin ve kârın sermayeye eklenmesi gibi iç kaynaklardan yapılan sermaye artırımları dışında, sermaye artırımına gidilebilmesi için sermaye taahhüt borçlarının tamamen kapatılmış olması gerekmektedir. Her durumda sermaye artırımı ticaret sicilinde tescil ve ticaret sicil gazetesinde ilan ile hüküm ifade eder. Bunun için maksimum süre üç ay. Üç ay içerisinde tescil ve ilan edilmeyen sermaye artırım kararları hüküm ifade etmez.
Yeni TTK’da sermaye artırımı yapılabilmesi için artırımı taahhüt edilen tutarın yüzde 25’inin bankaya bloke edilmesi ve bu blokaj makbuzunun ibrazı şartı var. Örneğin bir enerji şirketi EPDK (Enerji Piyasası Üst Kurulu) tarafından öngörülen veya bir televizyon şirketi RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) tarafından öngörülen sermaye veya sermaye artırım şartını yerine getirebilmek için taahhüt edilen tutarın yüzde 25’i kadar bir parayı bankada bloke ettirmesi gerekecek.
Bunu yapabilmek için şirketin öz kaynaklarını kullanabilme imkanı yok; çünkü sermaye taahhüt borcunu yerine getirmeden ortağın şirkete borçlanabilme şansı yok. Bu durumda ortağın sermaye artırım şartını yerine getirebilmesi için şahsi kredibilitesi ile bankadan şahıs olarak borçlanması veya bu imkanı yoksa yeni ortak almaktan başka çaresi kalmıyor.

Çare var mı?
Yine bir enerji şirketi örneği ile konuyu açıklamaya çalışalım: Elinde lisansı bulunan ve sermayesi; tamamı ödenmiş 100 bin TL olan bir şirket EPDK’ya başvurduğunda, EPDK tarafından sermayesinin 10 milyon TL’ye çıkarılması şartı getirilmiş olsun. Bu durumda, şirket ortağı bir bankayla anlaşmak suretiyle şirkete sermaye artırımı için bloke edilmesi gerekli yüzde 25’e tekabül eden 2.5 milyon TL krediyi şirkete alsın, bu krediyle aynı tutarı cari hesap yoluyla şirketten çekip, sermaye artırımı için gerekli blokaj şartını yerine getirebilecektir. Kanun lafzında bunu engelleyen bir hüküm yok. Yani bir anlamda burada bir açık kapı var. Ama enerji şirketleri gibi özellikli durumlar dikkate alındığında iyi ki var demek gerekiyor.
Üst kurullarca kademeli sermaye artırımı talep edilebilir mi?
Özellikle enerji şirketleri faaliyete başlamak için önce ilgili üst kuruldan izin almak durumundadırlar. EPDK tarafından bu şirketler için şart koşulan sermaye artırımının yerine getirilebilmesi için yeterli kaynağın bulunması pek de kolay olmamaktadır. Bu nedenle konu belki de şirketten para çekilmesi veya blokajdan ziyade ilgili üst kurullarca öngörülen sermaye artırım şartının birkaç kademede ve zamana yayılması suretiyle de çözüme kavuşturulabilir.
Aksi durumda enerji lisansını elinde bulunduran şirketlerin bu sermaye şartını yerine getirmek için daha ziyade yabancı ortak bulmak gibi bir zorunlulukla karşılaşmaları ve böylece de yerli şirketin hisse devri yapsa bile daha avantajlı bir satış gerçekleştirecekken, daha başlangıçta ve kötü şartlarda yabancıların eline geçmesine neden olabilecektir.